Enerji Haberleri | Enerji Piyasası | Enerji Sektörü | Enerji Gündemi | Enerji Çalışanları | Elektrik Piyasası - G20′den Rüzgar Enerjisi Projeleri için Moratoryum Talebi
Enerji Altyapısında Değişim ve Bataryalar
Elektrik Faturanızın Doğruluğunu Kontrol Edin
Türkiye Geneli Elektrik Kesintileri

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

G20′den Rüzgar Enerjisi Projeleri için Moratoryum Talebi

G20′den Rüzgar Enerjisi Projeleri için Moratoryum Talebi
STK’lar G20′den rüzgar projeleri için moratoryum talep etti
01.10.2015 / 12:58

Enerjimagazin- G20 Enerji Bakanları Toplantısı, 2 Ekim 2015 tarihide İstanbul Grand Tarabya Oteli’nde düzenlenecek.


Yarın gerçekleşecek olan G20 Enerji Bakanları Toplantısı öncesi bazı STK’lar yazdıkları açık mektupla G20′den rüzgar enerjisi projeleri moratoryum ilan edilmesi talebinde bulundu.


Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, G20 ülkeleri Enerji Bakanları ve toplantı katılımcılarına hitaben yazılan açık mektup şu şekilde:


Sn. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı,

G20 ülkeleri Enerji Bakanları,

G20 toplantısına katılan Sn. Bayanlar ve Baylar,


G20 ülkelerinin enerji politikalarını koordine etmek amacıyla 2 Ekim 2015 tarihli toplantınız için hazırlık yapıyorsunuz. Bunu, sıradan dünya vatandaşlarının bu ‘Enerji Dönüşümü’ ile ilgili önemli kaygılarını size iletmek için bir fırsat olarak görüyoruz.


Rüzgar tarlaları ve fotovoltaik tabanlı enerji üretimi hava durumuna bağlıdır. Bu türdeki kesintili ve kararsız enerji üretiminin takdiminden bu yana 30 yıl geçti. Bu enerjinin büyük çaplı depolanması sağlanamadığı sürece, kullanım alanı kısıtlı kalmaktadır. Bu enerjinin regüle edilmesi için fosil kaynaklı termik santrallerin kullanımı ise maliyetleri yanına varılmaz hale getirmenin yanında, CO2 salınımında sağlanacak tasarrufları da iptal etmektedir.


Girişimci ve hayırsever kişiliği ile tanınan Bill Gates, bugünün teknolojisi kullanılarak yapılacak dekarbonizasyonun ‘astronomik ötesi’ olacağını belirtmişti. Güneşten elde edilecek enerjinin kullanımı için 1 milyar dolardan fazla yatırım gerçekleştiren Gates, hükümetlerin de aynı şekilde devlet sübvansiyonlarını verimsiz yenilenebilir teknolojiler yerine ar-ge çalışmalarına yönlendirmesi gerektiğini vurgulamıştı (1). Aynı zamanda servetinin yarısına tekabül eden 28 milyar doları da hayırsever amaçlara bağışlamıştı Gates (2).


Verimsiz rüzgar enerjisi projelerine verilen sübvansiyonlar, maliyetleriyle her yerde ekonomiyi boğan ama buna rağmen CO2 salınımında hiç bir azalma sağlamayan, 1.8 trilyon dolarlık bir global endüstri yarattı (3). Diğer taraftan, ne kadar çok ‘kiralık’ uzman, sağlığa ve çevreye zararlı etkileri meydana çıkaran vicdanlı akademisyenlerin raporlarını reddetse de (4), tali hasar dikkate değer biçimde artmaktadır. Aynı şekilde, milyonlarla ölçülen kuş ve yarasa katliamları (5) inkar edilmekte, kullandığımız elektriğin fiyatına, istihdama, emlak değerlerine ve turizm potansiyeline verilen zararlar reddedilmektedir. Vahşi yaşam alanları ve deniz ekosistemleri kurban edilirken, deniz memelileri, ormanlar, kırsal bölgeler ve hoş manzaraları, daha doğrusu kısaca yaşam kalitemiz feda edilmektedir. Yer altı sularımız kirletilmekte (6), yeniden dönüştürülemeyen türbin kanatları çöp alanlarında birikmekte, türbin imalatında kullanılan nadir toprak elementleri madencilerin, kadınların, ve çocukların Çin’de ölümüne sebep olmakta (7), ve tüm bunlar dünya halklarına yedirilmeye çalışılan ‘Yeşil Enerji’, ‘Rüzgar bedavadır’, ve ‘Yenilenebilir enerjiler gezegeni kurtaracak’ gibi yalan söylemlerle devam ettirilmektedir.


Inline image 1


Çıkar çevreleri ve ahlaksız politikacılar, ‘Yeşil’ gündemi gasp etmek suretiyle tüm dünyada benzeri görülmemiş tahribata sebep olmaktadırlar; özellikle de rüzgar türbinleri göç yolları ve koruma altına alınmış alanlarda inşa edildiğinde tehlikedeki türleri yok etmektedir, Ontario’da olduğu gibi (8).


Basında, yeşil enerji alanında giderek artan yolsuzluk şüphelerine işaret eden makaleler okumak olağan hale gelmiş, ve bu dolandırıcıların ABD yönetiminin içinde çalışarak özel çıkarlara iyilikler dağıttığını anlatan bir kitap bile yazılmış ve yayınlanmış durumdadır: ‘Throw Them All Out’ (9).


Infrasound emisyonu, rüzgar türbinlerinin boyutları ile birlikte büyümekte, daha fazla rüzgar tarlası mağdurları yaratmakta. Bu mağdur edilenlere ne bir yardım sağlanmakta, ne de zararları tazmin edilmektedir. Örneğin Türkiye’de, dozerler kanunsuzca özel arazilere girmesiyle mülkiyet hakları hiçe sayılmakta, değerli özel araziler Anayasaya aykırı biçimde acilen kamulaştırılmaktadır. Danıştayın verdiği yürütmeyi durdurma kararları, yerel yönetimler tarafından her zaman uygulanmamaktadır (10). Bodrum’da, iş makinalarının arazilerine tecavüzünü engellemek için yerel halk kendi mülklerini kendileri korumak zorunda bırakılmıştır (10). Üstelik, Türkiye’deki bu yasadışı projeler Almanya ve Danimarka gibi ülkelerin aktif desteğiyle yürütülmekte, EBRD ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar tarafından finanse edilmektedirler.


Yerel halklar, rüzgar enerjisi projelerinin gaddarlığı karşısında kıvranmaktadır. Örneğin Meksika’da, Isthmus Tehuantepec kabilesinin tüm fertleri arazilerini istila eden ve istenmeyen yüzlerce rüzgar türbinini protesto etmek amacıyla sokaklara dökülmüş durumda. Ortaya çıkan şiddet ortamında, rüzgar tarlası geliştiricilerinin personeli protestocularla karşı karşıya getirilmekte, bastırılmaya çalışılan olaylarda ölümler bile gerçekleşmektedir (11). Guatemala ve Kenya’da ölümlere sebep (12) olan rüzgar projelerinin yanı sıra Dongzhou, Çin’de benzer şekildeki protestolara polisin ateş açmasıyla 20 kişi hayatını kaybetti (13).


İspanya, Yunanistan, Portekiz ve İtalya’da, verimsizlik ve yüksek maliyetler rüzgar tarlası balonunun patlamasına sebep oldu. Danimarka, Almanya ve İngiltere gibi daha zengin ülkeler, rüzgar projelerine verdikleri destekleri azaltmaktalar; bunları Çin (14) ve Hindistan’da takip etmekte. Bu oyuna gecikmeli giren Avustralya, Kanada, Fransa ve Türkiye gibi ülkeler ise, kör şekilde ilerlemeye çabalıyorlar; bu ülkelerin motivasyonunun siyasi yolsuzluklara dayandığı konuşulmakta (15). Sadece ABD yanlış yönlendirilen bu yenilenebilir enerji politikalarını sözde başarıyla yürütebiliyor bu da ABD’nin para politikaları ve istediği zaman para basma kabiliyetine münhasır bir özellik.


Bu gelişmelerin hiçbiri, insanlığın geleceği için olumlu bir tablo oluşturmuyor. Güncel gerçekler üzerinden karar verme süreçlerine katkıda bulunabilmek adına, burada değindiğimiz bilgileri dikkate almanızı saygıyla rica ederiz. Kullanımınıza sunacağımız kanıtların ışığında, bunların sadece buzdağının zirvesi olduğunu sizler de takdir edeceksiniz. Şu anda zarar görenler ve gelecek nesiller namına, tüm hükümetlerinizin enerji politikalarını tekrar gözden geçirmesini şiddetle tavsiye ediyor, ve bu süreçte projeler için bir moratoryum ilan edilmesini talep ediyoruz.


Saygılarımızla,


Mark Duchamp +34 693 643 736

Chairman, World Council for Nature


Sherri Lange

CEO, NAPAW kodaisl@rogers.com


Ghislaine Siguier

Présidente, Victimes des Éoliennes (Wind Farm Victims) gis.bel@laposte.net


Referanslar (Orjinalleri İngilizcedir):















(14) “the share of renewables in China’s energy mix is projected to only reach 17% by 2030 compared to 13% in 2010” http://irena.org/remap/IRENA_REmap_China_report_2014.pdf

Rüzgar türbinlerinin düşük kalitesi ile ilgili sadece bir neden:

http://www.aweablog.org/a-pleasant-surprise-usa-not-china-is-1-in-wind-energy/



Bu haber toplam 1552 defa okundu


YAZARLAR