Enerji Bakanlığının 2022 Yılı Bütçesi TBMM'de Kabul Edildi
Haber
02 Kasım 2021 - Salı 11:28 Bu haber 9859 kez okundu
 
Enerji Bakanlığının 2022 Yılı Bütçesi TBMM'de Kabul Edildi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve bağlı kurumların 2022 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.
ENERJİ Haberi
Enerji Bakanlığının 2022 Yılı Bütçesi TBMM'de Kabul Edildi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı. Komisyonda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yanı sıra Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Nükleer Düzenleme Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun 2022 yılı bütçeleri kabul edildi.

Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2022 yılı bütçesinin sunumunda, enerji ve madencilik politikalarını bütüncül, öngörülebilir, sürdürülebilir ve yeşil kalkınma öncelikli stratejiyle ele aldıklarını ifade etti.
Eylül sonu itibarıyla elektrik enerjisi kurulu gücünün 98 bin 789 megavata ulaştığını aktaran Dönmez, son 20 yıllık tüketim verilerine göre elektrik tüketiminde yıllık ortalama yüzde 5 artış olduğunu söyledi.
Dönmez, 2000'li yıllarda 130 milyar kilovatsaat seviyelerinde olan elektrik tüketiminin, geçen yıl 306,1 milyar kilovatsaate ulaştığına dikkati çekerek, "2021 yılı tüketimimizin de geçen yıla göre yaklaşık yüzde 8 artış göstermesini öngörüyoruz. Bu tüketim artışı hayata geçirilen yatırımlar ve zamanında alınan tedbirlerle sorunsuz şekilde karşılanmış olup, bu alanda arz güvenliğimiz tahkim edilmiştir. Yılın 9 ayında üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 37'si yenilenebilir enerji kaynaklarından, yüzde 31'i kömürden, yüzde 32'si doğal gazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlandı. Yerli ve yenilenebilir kaynakların payı yüzde 52 olarak gerçekleşti." değerlendirmesinde bulundu.
Bu kapsamda rüzgar enerjisi kurulu gücünün 10 bin 167 megavata ulaştığını belirten Dönmez, şöyle devam etti:
"Güneş enerjisi kurulu gücü ise 7 bin 534 megavat seviyesine gelmiştir. Türkiye hidroelektrikte 31 bin 447 megavat kurulu güçle dünyada ilk on ülke arasında olup, 2020'de Çin'den sonra en yüksek hidroelektrik kapasitesini devreye alan ülke olduk. Jeotermal enerjide toplam küresel kurulu gücün yüzde 11,5'ine sahip olan ülkemiz dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ilk sıradadır. Rüzgar enerjisinde Avrupa'da yedinci, dünyada on üçüncü, güneş enerjisinde ise Avrupa'da sekizinci, dünyada on altıncı sırada yer alıyoruz. Sadece 2020 yılında devreye aldığımız yenilenebilir enerji kurulu gücü, 24 Avrupa ülkesinin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünden fazladır."
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, kömürün dünya birincil enerji arzında yüzde 26,8, elektrik üretiminde ise yüzde 36,7 paya sahip olduğuna işaret eden Dönmez, linyit rezervinin 19 yılda yüzde 135 artarak 19,5 milyar tona ulaştığını, taş kömürü dahil toplam kömür rezervinin ise 21 milyar tonun üzerine çıktığını bildirdi.
Dönmez, yerli kömür kaynaklı elektrik kurulu gücünün eylül sonu itibarıyla 11 bin 336 megavata ulaştığına dikkati çekerek, 2020 yılında 89 milyon ton yerli kömür üretimiyle ekonomiye 7 milyar liralık katkı, yan sektörlerle birlikte 120 bin kişiye de istihdam sağlandığını söyledi.
2000'li yıllarda sadece 5 şehirde doğal gaz kullanıldığını anımsatan Dönmez, "Bugün 81 ilimizin tümüne ve 604 ilçe ve beldemiz ile 171 OSB'ye doğal gaz ulaştırılmış durumdadır. 2000'li yıllarda 1,3 milyon olan doğal gaz abone sayısı 17,9 milyona çıkmış olup ülkemiz nüfusunun yüzde 82'sine doğal gaz kullanım imkanı sunularak doğal gazdan aktif olarak faydalanan nüfus 56 milyona çıkarılmıştır. Her bir vatandaşımızın doğal gaz konforunu yaşaması adına mümkün olan bütün yerleşim yerlerine doğal gaz ulaştırmayı hedefliyoruz. 2021-2026 döneminde 367 yerleşim yerine daha doğal gaz arzı sağlanacağının müjdesini de vermek isterim." ifadelerini kullandı.
Yıllık doğal gaz tüketiminin bu yıl geçen yıla göre yüzde 22 artışla 60 milyar metreküp seviyelerine yakın olmasını beklediklerini belirten Dönmez, bu tüketim artışına rağmen doğal gazda arz güvenliğinin sağlandığını kaydetti.
Hidrokarbon arama ve mevcut üretimi artırma çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Dönmez, "Deniz alanlarımızda milli gemilerimizle 15 sondaj tamamlanmıştır. Kara alanlarımızda ise 9 ayda 99 arama, üretim ve tespit kuyusu açılmış olup, yaklaşık 224 bin metre sondaj yapılmıştır. Karadeniz'deki doğal gaz keşfimizin yanı sıra 2021'de kara alanlarında gerçekleştirilen 26 yeni keşifle yaklaşık 60 milyon varil petrol eşdeğeri rezerv ülkemize kazandırılmıştır." dedi.
Türkiye'yi nükleer güç santraline sahip ülkeler arasına katmak için çalışmalara devam ettiklerini anlatan Dönmez, tamamlandığında Türkiye'nin yıllık elektrik talebinin yüzde 10'unu tek başına karşılayabilecek Akkuyu Nükleer Güç Santralinin (NGS) ilk ünitesini 2023'te, diğer üniteleri de birer yıl arayla 2026 yılına kadar devreye alacaklarını kaydetti.
Akkuyu NGS ile yıllık 35 milyon ton karbondioksit salımının engellenmiş olacağını ifade eden Dönmez, Akkuyu NGS projesi dışında iki NGS daha kurulmasına yönelik çalışmalara da devam ettiklerini vurguladı.
Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2022 yılı bütçesinin sunumunda, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modelinde önemli gelişmelere imza attıklarını söyledi.
Türkiye'yi enerji teknolojilerinde merkez ülke haline getirdiklerini ve yenilenebilir enerjide yerli teknoloji gibi şartlarla yatırımcıları Ar-Ge ve inovasyona yönlendirdiklerini ifade eden Dönmez, "Yeni YEKA projeleri kapsamında 2 bin megavat RES ve 2 bin 500 megavat GES olmak üzere toplam 4 bin 500 megavat kapasiteye sahip YEKA yarışmaları gerçekleştirilecektir." diye konuştu.
Elektrikli araçlardan kaynaklı talebin karşılanması ve şarj hizmetinin aksamaması için Bakanlığın görev ve yetki alanına giren konulardaki çalışmaları özenle yürüttüklerini vurgulayan Dönmez, "Enerji politikalarının etki analizlerinin yapılması amacıyla çeşitli modelleme araçlarıyla 50 yıllık uzun dönemli enerji senaryo çalışmaları yapılmaktadır. Temiz enerji kaynağı olan hidrojenin enerji sistemimiz içinde yer almasına yönelik çalışmalara başladık." ifadelerini kullandı.
Dönmez, enerji yatırımları için oldukça önemli olan fiyat sinyallerinin sağlıklı oluşabilmesi ve girişimcilerin yatırımlarını daha kolay ve hızlı faaliyete geçirebilmesi için öngörülebilir rekabetçi piyasaların oluşturulmasının önemine işaret etti.

Enerji ve madencilik yatırımlarında bürokrasinin azaltılarak süreçlerin kısaltılması, enerji piyasalarının etkinliğinin ve kapsamının artırılması, piyasalarda şeffaflık ve finansal öngörülebilirliğin geliştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda birçok gelişme kaydedildiğini belirten Dönmez, "Enerji sektöründe cari fiyatlarla 100 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirilmiş, 2002'de elektrik enerjisi üretiminde yüzde 40 olan özel sektörün payı yüzde 81'e gelmiştir. 2021'in 9 ayında fiziksel elektrik ticaretinin yüzde 42,1'i Enerji Piyasaları İşletme AŞ bünyesindeki spot piyasalarda gerçekleşmiştir. Bu dönemdeki spot piyasaların ticaret hacmi 65,42 milyar liraya ulaşmıştır." dedi.
Fatih Dönmez, Kovid-19 salgınının ardından gelen ekonomik toparlanmayla güçlü talep artışı oluştuğunu, buna karşılık üretimde yaşanan aksaklıklar, navlun maliyeti başta olmak üzere tedarik ayağındaki sıkıntılar, yeşil enerji dönüşümü kapsamında hidrokarbona yönelik yatırımların azalması, mevcut yenilenebilir enerji kapasitesinin talebi karşılayamaması gibi nedenlerle dünya genelinde petrol, doğal gaz, kömür, elektrik, gibi enerji emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşandığına dikkati çekti.
Avrupa genelinde enerji emtia fiyatlarının eşi görülmemiş şekilde yüksek seviyelere ulaştığını vurgulayan Dönmez, bu dramatik artışlar neticesinde Avrupa enerji piyasalarında sorunlar yaşanmaya başlandığını söyledi.
Bu enerji krizinin sadece enerji değil, finansal piyasaları ve ülkelerin enerji politikalarını da etkilemesinin öngörüldüğünü aktaran Dönmez, küresel enerji hammadde fiyatlarında yaşanan şok artışlara karşı vatandaşları korumak amacıyla, maliyetin yaklaşık yarısının devlet tarafından üstlenildiğini belirtti.
Bir diğer önemli hususun akaryakıt fiyatları olduğunu dile getiren Dönmez, "Küresel piyasalardaki fiyat artışlarının doğrudan vatandaşlarımıza yansımasını önlemek adına, devletimizin 2021'de 50-60 milyar lira aralığında bir vergi alacağından vazgeçmesi öngörülüyor. Bu sayede, 2021 yıl başından itibaren ham petrol fiyatları Türk lirası bazında yaklaşık yüzde 117 yükselirken, vatandaşlarımıza sunulan akaryakıt fiyatlarında ortalama yüzde 17 arttı." diye konuştu.
Dönmez, enerji fiyatlarında ve talebinde yaşanan artışa karşın gerçekleştirdikleri altyapının güçlendirilmesi çalışmalarıyla değişen şartlara karşı ülke olarak güçlü bir konumda bulunduklarının altını çizdi.
Bu kapsamda uluslararası boru hatlarının, yeraltı doğal gaz depolama, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) tesisleri gibi sistemi ciddi oranda besleyen kaynaklara sahip olduklarını ifade eden Dönmez, şöyle devam etti:
"Yeraltı doğal gaz depolarımızın dörtte üçü dolu olup, kış aylarına bu depolar tam dolu olarak gireceğiz. Uzun dönemli anlaşmalar ile temin ettiğimiz doğal gazla birlikte kış aylarında artacak talebin karşılanması adına ek kaynak görüşmeleri de yürütülmekte olup, bu kapsamda Azerbaycan ile 3 yıl boyunca toplam 11 milyar metreküplük tedarik antlaşması imzalanmıştır. Arz güvenliğimiz adına gerekli aksiyonları proaktif şekilde alarak sayılarını ve kapasitelerini artırdığımız doğal gaz ve LNG giriş noktalarımız ile tek kaynağa bağımlılık oranımız düşürülmüş olup, bu kış herhangi bir arz sorunu yaşanmasını beklemiyoruz."
Dönmez, Paris Anlaşması'nın Mecliste onaylanması doğrultusunda halihazırda uygulamakta oldukları karbonsuz enerji kaynaklarının portföy içindeki payının artırılması politikalarına devam edecekleri bilgisini verdi.
Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'na göre 2017-2020 arasında enerji verimliliği kapsamında yapılan toplam 4 milyar 783 milyon dolar yatırımla yıllık 3,2 milyon ton eşdeğer petrol enerji tasarrufu sağlandığını kaydeden Dönmez, "Sanayi sektöründeki verimlilik artırıcı projelerin desteklenmesi tüm hızıyla devam etmektedir. 2021 eylül sonu itibarıyla toplam 339 projeye 46,4 milyon lira destek verildi. Bu projeler sayesinde yıllık 135 milyon lira karşılığı olan enerji tasarrufu sağlandı." dedi.
Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2022 yılı bütçesinin sunumunda, madencilik sektörünün gayri safi yurt içi hasıla içindeki payının yılın ilk yarısında yüzde 1,4 olarak gerçekleştiğini, yıl sonunda ise yüzde 1,9'a yükselmesini öngördüklerini ifade etti.
Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarla son 19 yılda yaklaşık 11,2 milyar ton kömür, 24 bin ton uranyum, 7 bin 724 ton toryum, 263 milyon ton mermer, 20,7 milyar ton sodyum sülfat ve 243 bin ton nadir toprak elementi rezervi keşfedildiğini aktaran Dönmez, toplam metal altın rezervinin ise 1890 tona ulaştığını bildirdi.
Dönmez, 2002 yılında yaklaşık 700 milyon dolar olan maden ihracatının 2020 yılında 4,27 milyar dolar, 2021 yılı eylül ayı itibarıyla ise 4,4 milyar dolar olduğunu vurgulayarak, "Maden ihracatımızın yıl sonunda 6 milyar dolar olarak gerçekleşmesini bekliyoruz." ifadesini kullandı.
Salgına rağmen 2020 yılında altın üretiminde 42 ton üretimle rekor kırıldığını aktaran Dönmez, "Böylece ekonomimize 2,4 milyar dolarlık bir katkı sağlanmıştır. Hedefimiz yeni sahaların da devreye girmesiyle 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton altın üretimine ulaşmak ve yurt içindeki altına olan talebin en az yarısını yerli üretimden karşılamaktır." diye konuştu.
Dönmez, madencilik sektörünün daha sürdürülebilir bir yapı kazanması için bürokrasiyi azaltan ve yatırımcıların işini hızlandıran "e-Maden Projesi" uygulamasının bütün modüllerinin tamamlandığını, yatırımcılar tarafından aktif olarak kullanıldığını söyledi.
Maden ocaklarının denetimi, çalışanların eğitimi, kullanılan makine ve ekipmanların standart hale getirilmesi ile ilgili faaliyetlere yönelik çalışmaların da devam ettiğini belirten Dönmez, "Çağın getirdiği teknolojik imkanlardan en üst seviyede faydalanılarak maden sahalarında drone ile denetim dönemini başlattık. Bu kapsamda, 105 maden sahasının denetimi insansız hava araçları ile yapılmıştır." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin dünya bor rezervinin yüzde 73'üne sahip olduğunu vurgulayan Dönmez, şunları kaydetti:
"Eti Maden 2020 yılında dünya bor pazarının yüzde 57'sine hakim konuma gelmiştir. Eti Madenin, 2002 yılında 436 bin ton olan rafine bor ürünleri üretimi 2018 yılında 2 milyon 433 bin tona ulaşmış olup, 2020 yılında salgın koşullarına rağmen 1 milyon 670 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Salgın sonrasında bu yıl 2,6 milyon ton satış rakamına ulaşarak rekor kırmayı ve küresel pazarın yüzde 62’sine hakim olmayı hedefliyoruz. Bor mineralinden katma değeri yüksek uç ürün üretilmesine yönelik olarak Bor Karbür üretim tesisi inşasına başlanmış olup, 2022 yılı içinde tamamlanacaktır."
Dönmez, yılda 600 ton kapasiteli Lityum Karbonat Üretim Tesisi'nin kurulması için de çalışmaların sürdüğünü belirterek, "2022 yılı içerisinde tesisin yapım ihalesinin gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Bununla birlikte, Ferrobor ürünü için 500 ton/yıl kapasiteli üretim tesisinin ihale süreci devam etmekte olup, yıl sonuna kadar sözleşmenin imzalanmasını hedefliyoruz." diye konuştu.
Yer altı kömür madenlerinde çalışan işçilere sağladıkları desteğe ilişkin Dönmez, "Destek ödemesi yapılan işletme sayısı 79'a çıkarılmıştır. 2021 yılı için 180 milyon 855 bin 993 lira ödeme gerçekleştirilmiş olup, bugüne kadar toplamda 549 milyon 953 bin 258 lira destek ödemesi yapılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Dönmez, bakanlık olarak MTA, MAPEG, TENMAK, EPDK, NDK dahil olmak üzere 2022 yılı bütçesinin 7 milyar 707 milyon 842 bin lira olduğunu bildirdi.
Bakan Dönmez,  görüşmelerde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini de yanıtladı.

Küresel enerji fiyatlarında, beklentinin üzerinde artış olduğuna dikkati çeken Dönmez, Avrupa'da doğal gazda özellikle spot piyasalarda 1200-1300 doların üzerinde yüksek fiyatlar oluştuğunu söyledi.

Yeni tip koronavirüs salgınından çıkışın fiyat artışlarında etkili olduğuna işaret eden Dönmez, Türkiye özelinde ise kuraklık nedeniyle tarımsal sulamanın arttığını, hidrolik santrallerin tam kapasite çalıştırılamadığını, üretilen elektrik miktarının azaldığını anlattı.

Bakan Dönmez, "Yeteri kadar su kapasitesi kullanamamamız 6 milyar metreküp ilave doğal gaz olarak karşımıza çıktı. Geçen yıl 48,5 milyar metreküp doğal gaz tüketmişken, bu yıl muhtemelen bunun 10-12 milyar metreküp üzerinde doğal gaz talebiyle karşı karşıya kalacağız." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin birincil enerji kaynakları açısından yüzde 70 dışa bağımlı olduğunu belirten Dönmez, fiyatların düşmesi için dışa bağımlılığın azaltılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Dönmez, gelecek yılın ilk çeyreğinden sonra enerji fiyatlarının daha makul, daha rasyonel bir noktaya gelmesini beklediklerini söyledi.

Artan enerji fiyatlarını vatandaşa yansıtmamak için çaba gösterdiklerini vurgulayan Dönmez, "Neredeyse yarısını yansıtıyoruz, sübvanse ediyoruz. Başka bir ifadeyle bir vatandaşımızın evine 200 lira fatura geliyorsa bilin ki 200 lirasını da biz kendi bütçemizden, devlet bütçesinden karşılıyoruz." diye konuştu.

Bakan Dönmez, muhalefetin "kara kış fonu" önerisine ilişkin, şunları kaydetti:

"Kademeli tarife, sosyal tarife gibi konular gündemimizde. Yasal seviyede bazı düzenlemelere ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bugün bir başlangıç yaptık. Sanayide doğal gaz tarifelerinde bahsettiğim gerekçelerle artış olmak zorunda kaldı. İki kademeli tarifeye aslında bir geçiş oldu. Daha çok kullananların biraz daha tasarrufa riayet etmesini istiyoruz. Kontratların üstünde gelen ve bizim yüksek fiyatlarla almak zorunda kaldığımız bu maliyeti bize de planlananın üstünde taleple gelen özellikle sanayiciye bir miktar yansıtmak istiyoruz. Arz güvenliğimizde teknik anlamda bir sıkıntımız yok."

TPAO'nun Akdeniz ve Karadeniz'deki çalışmalarına ilişkin sorulara da yanıt veren Dönmez, Akdeniz'de 8 derin deniz sondajı yapıldığını, bunların 6'sının tartışmalı alanlarda olduğunu anımsattı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, şöyle devam etti:

"Geçtiğimiz yıl Fatih Gemisi'ni Karadeniz'e çektiğimiz ve ilk kuyuda sondajla neticelendiği için oraya ağırlık verdik. Cumhuriyetimizin 100. yılında kendi gazımızı vatandaşımızla buluşturmak istiyoruz. Orada ciddi iş yoğunluğu var. 3. gemimiz de orada. Bu yıl sonunda ya da önümüzdeki yılın başında yine komşu bir sahada keşif amaçlı sondaj söz konusu olacak. Karadeniz'den beklentimiz ilan ettiğimiz 540 milyar metreküpün çok üstünde. Karadeniz, bu bölgenin Hazar Denizi potansiyeline sahip bir bölge. Karadeniz'de 7. sondaj çalışmasını yaptık. Gemileri kiralasaydık bir tane sondaj yapamazdık şu anda. Çünkü ambargolar vardı. Şahsım dahil olmak üzere burada çalışan arkadaşlarımız ambargoya tabi oldular.

Son aldığımız gemilerden Kanuni Gemisi'ni 37,5 milyon dolara almışız. Üzerine yapılan masraf 165 milyon dolar. Yavuz Gemisi'nin yapım yılı 2011. Denizcilik sektörünü bilenler bilir, bu tarihler yeni sayılır. Birçoğu çok az kullanılmış. Yavuz, 262,5 milyon dolara alındı, daha donanımlı bir gemi. Reaktivasyon bedeli 38 milyon dolar. Fatih'in yapım yılı 2011, 154 milyon dolara alındı, 87,5 milyon dolar da reaktivasyon bedeli oldu. Toplamda 3 gemiye satın alma ve reaktivasyon bedeliyle beraber 744,5 milyon dolar ödedik. Bugün sipariş verseniz 798 milyon dolara bir yeni gemi alırsınız. Biz 1 gemi yerine 3 gemi aldık. Bir gemi için de en az 4 yıl bekleyecektiniz."

Dönmez, TEİAŞ'ın halka arzına ve BOTAŞ'ın bölünmesine ilişkin, TEİAŞ'ın mülkiyeti, denetimi ve yönetiminin devlette olacak şekilde halka arz edileceğini bildirdi. Dönmez, "Buradaki rakam da yüzde 5, en fazla yüzde 10 olacak. Biz doğrudan sermayenin tabana yayılması adına halka arz etmiş olacağız. Bu şirketler EPDK ve Sayıştay denetiminin yanı sıra SPK mevzuatı gereği ikinci bir denetime daha tabi olacaklar, daha şeffaf çalışacaklar. BOTAŞ'ın ikiye bölünmesiyle ilgili Kanun'da bir hüküm var zaten. Biz de ikiye böleceğiz. Fakat şu andaki şekliyle bölme imkanı yok. BOTAŞ'ta Meclis de tasvip ederse iletim tarafıyla yani şebeke işleten ile gazın ticaretini yapanı ayrıştıracağız." bilgisini verdi.

Dönmez, Paris İklim Anlaşması kapsamında bazı termik santrallerin 2053 yılına kadar rehabilite edilerek çalışmalarını sürdüreceğini dile getirdi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tüm talebi günün her saati için karşılamasının teknik sebeplerden dolayı mümkün olamayacağının altını çizen Dönmez, "2050 ve sonrasında sıfır emisyon demek; doğal gaz santrallerinin bile çalışamaması anlamına gelebilir. Yenilenebilir enerjiden üretilen fazla elektriği depolamanın dışında alternatif nükleerdir. Bunlar sıfır emisyonlu santraller olduğu ve düzenli elektrik ürettiği için dünya gündemine tekrar yoğun şekilde gelebilir." ifadesini kullandı.

Dönmez, yaz saati uygulamasıyla ilgili İTÜ ile sözleşmelerinin olduğunu belirterek, verimliliğin yakalanıp yakalanmadığını görmek için her yıl denetleme yaptıklarını anlattı.

Uygulamanın başlamasından bu yana elde edilen tasarrufun yaklaşık 6,82 milyar kilovatsaat olduğunu açıklayan Dönmez, "Bu tasarrufun parasal karşılığı tek zamanlı tarifeye göre 3,97 milyar lira, 3 zamanlı tarifede rakam da 5,94 milyar lira." bilgisini paylaştı.

Dönmez, TRT payı ve KDV'lerle ilgili bir soruyu ise "TRT payının tarımsal sulama abone grubundan kaldırılmasıyla ilgili hazırlık yaptık, Meclis'e gönderdik." diye yanıtladı.

Kaynak: (Enerjimagazin) - Enerjimagazin Editör: Şenol Ciğerli
Etiketler: tbmm, bütçe, enerji bakanlığı
Yorumlar
Haber Yazılımı