Enerji Haberleri | Enerji Piyasası | Enerji Sektörü | Enerji Gündemi | Enerji Çalışanları | Elektrik Piyasası - Uzay Madenciliğinin Sorunları ve Maden Ekonomisi
Enerji Altyapısında Değişim ve Bataryalar
Elektrik Faturanızın Doğruluğunu Kontrol Edin
Türkiye Geneli Elektrik Kesintileri

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Uzay Madenciliğinin Sorunları ve Maden Ekonomisi

Nadir AVŞAROĞLU
Uzay Madenciliği 2
17.07.2017 / 20:18

Enerjşmagazin-Geçtiğimiz yıllarda tüm Dünyanın gündeminde olan Avatar filminde insanların başka bir gezegene gidip oranın kaynaklarına sahip olabilmek için verdikleri savaşı izlemiştik. Eskiden hayal ettiğimiz çoğu şeyin günümüzde gerçekleşme fırsatını bulduğunu gördüğümüz bir çağdayız. ABD’nde yürürlüğe giren bu yasa ile Dünya’nın kaynakları bu kadar kısıtlıyken insanoğlunun başka kaynak arayışlarına ve başka Dünyalardaki doğal kaynaklara yönelmesine neden oluyor.


Asteroit madenciliği 50’li yıllardan bu yana bilimkurgu ve popüler bilim kitaplarını süsleyen bir konu. Amaç dünyada az bulunan platin gibi altından bile değerli madenlerin çok daha bol olduğu “gökteki taşlara” ulaşmak ve dünya ekonomisini değiştirecek olan süper şanslı şirketlerden biri olmak. Öyleyse asteroitlerden maden çıkarmak ekonomik olarak mümkün mü, kârlı mı ve Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Rusya gibi devletlerin/organizasyonların uzaya maden gemisi gönderecek teknolojisi var mı? Bu yazıda asteroit madenciliğinin mümkün olup olmayacağına ve bu yeni madencilik türü ile oluşabilecek yeni maden ekonomisine değinilecektir.


Dünya’daki birçok savaşın asıl nedenlerinin doğal kaynakların paylaşımı üzerine olduğu düşünüldüğünde, sınırlı rezervlere sahip olduğu bilinen birçok madenin başka platformlarda aranması gayet doğal olduğu görülüyor. Göktaşlarındaki madenler, Dünya'daki nadir elementlerin en yoğun ve saf hâllerinde bulunabiliyor. Ayrıca Yerküre üzerindeki madencilik faaliyetleri, bulunduğu sınırlar içindeki ülkenin yasal denetimi altında yapılabiliyor.


Dünyada mevcudiyeti gider ek azalan altın, gümüş, kobalt, manganez, molibden, demir, nikel, osmiyum, paladyum, platin, renyum, rodyum, rutenyum, tungsten ve nadir toprak elementleri gibi madenlerin uzayda asteroitlerde Dünya’dakinden çok daha fazla bulunduğu bilinmektedir. Uzmanlara göre modern endüstrinin ana elementleri olan antimuan, bakır, kalay, çinko, gümüş, kurşun ve altın gibi rezervler gelişmekte olan ülkelerin artan tüketimine paralel olarak 50-60 yıl içerisinde dünya üzerinde tükenmiş olacak.


Başta platin gibi nadir elementleri içeren bu madenler asteroit kuşağında bol bulunuyor. Asteroit kuşağına ait teleskop görüntüleri ve Dünya’daki göktaşlarının kimyasal yapısını incelediğimizde gök taşlarının özellikle nadir bulunan madenler açısından oldukça zengin olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle asteroit madenciliğine oldukça ciddi yaklaşan ve bu konuda başta yasa çıkarımı olmak üzere birçok çalışması bulunan Lüksemburg menşeli Planetary Resources şirketi asteroit madenciliğine yatırımlarını giderek arttırmaktadır.


Şirketçe yapılan bilimsel çalışmalarda dünyada üretimi giderek azalan platinyum ve kobalt gibi değerli elementlerin asteroitlerden çıkartılıp dünyaya gönderilmesinin daha doğru bir yatırım olacağı ifade ediliyor. Bundan dolayıdır ki ABD'nde yayınlanan asteroit madenciliği yasasının hemen ardından NASA Gelişmiş Kavramlar Enstitüsü (NASA Instituefor Advanced Concepts-NIAC), Kepler Enerji & Uzay Mühendisliği (Kepler Energy Space Engineering -LCC), Derin Uzay Endüstrileri (Deep Space Industries), Gezegen Kaynakları (Planetary Resources) gibi büyük şirketler uzay madenciliği için birbirleriyle yarışmaya başlamıştır.


Yeraltında kilometrelerce derinlikte sondaj yapmak ve buralardaki maden potansiyelini ortaya koymak oldukça zor. Derinlere inildikçe değişiklik gösteren jeolojik formasyonlar ve bu derinliklerdeki madenlerin çalıştırılmakta oldukça maliyetli. Bunların dışında 2-3 kilometre derinliğindeki okyanus tabanının tortul katmanlarında bugünkü tüketim hızıyla bize 200 yıl yetecek petrol olduğu uzun zamandır bilinmekte. Ancak, Kuzey Buz Denizi’ndeki petrol aramaları değerlendirildiğinde, sadece birkaç yüz metre derinliğindeki kıta sahanlığından petrol ve doğalgaz çıkarmanın da ne kadar zor olduğu bilinmektedir. Kısacası, Dünya’daki nadir elementleri yeraltına ve okyanus derinliklerinde bulmak oldukça zor ve maliyetli.


Uzun yıllardır asteroit madenciliğine yatırım yapan başta Planetary Resources şirketine göre asteroit kuşağından maden çıkarmak çok daha ucuza mal olacak. Örneğin platin gibi bazı hafif metaller bile kayaları oluşturan silikattan kat kat daha ağırdır. Bu yüzden de Dünya kabuğu soğuyup katılaşırken derinlere çökmüştür. Yüzeyde olan madenleri uzun süre önce tükettiğimiz için bugün el değmemiş kaynaklara erişmek oldukça zor. İletişimin ve bilgisayar teknolojisinin gittikçe yaygınlaştığı günümüzde platin çok önemli. Bugün 1 gram platinin endüstriyel satışı 50-60 dolar arasında değişmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir futbol stadının üçte biri büyüklüğündeki platin zengini bir asteroitin değeri 25-50 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. Dünya’daki platin rezervleri ise hidrojen yakıt hücreli kara taşıtlarının talebini yalnızca 40 yıl daha karşılayabilir. Bazı hesaplamalara göre 40 yıl sonra Dünya’da platin ya kalmayacağı ya da çok pahalıya mal olacağı düşünülmektedir.  


Planetary Resources şirketine göre birçok mineral için asteroit madenciliği yapmak Dünya’daki madencilikten daha az maliyetli olacak. Planetary Resources tarafından en geç iki yıl içinde Arkyd adlı dünyanın ilk “madencilik teleskopunu” yörüngeye oturtmayı planlanıyor. Bu teleskopla asteroitler gözetlenecek ve yüzey renkleri ile hareketlerini izleyerek maden çıkarmaya uygun asteroitleri seçecek. Bu gelişmelerin ardından dünyanın ilk maden gemileri uzaya yollanması planlanıyor.


Uzay bilimleri teknolojisi geliştikçe sınırlı maden kaynaklarının dış dünyadan tedarik edilmesiyle ilgili teoriler de gelişiyor. Son yıllarda ABD hükümetleri tarafından NASA’ya verilen bir diğer görevde uzayda bulunan asteroitlerdeki maden potansiyelini belirlemek. Bu çalışmalar kapsamında, 16 Psyche adı verilen bir asteroid tespit edildi. Bu asteroit, Mars ve Jüpiter gezegenleri arasındaki yörüngesinde Güneş'in etrafında dönmekte ve çapı yaklaşık 240 kilometre olduğu bilinmektedir. Çok değerli metallere sahip olduğu bilinen 16 Psyche projesindeki asıl niyetinin 10 kentilyonluk metal rezervi olduğu iddia ediliyor.


Tüm araştırmaların sonucuna göre Dünya'da pek çok kullanım alanı olan platin, iridyum ve renyum gibi birçok maden ve metaller gök taşında bol miktarda bulunmaktadır.NASA’nın araştırmalarında sadece 16 Psyche adı verilen projedeki gök taşında 10 kentilyon dolar değerinde maden varlığı tespit edildi. Bu rakamın daha iyi anlaşılabilmesi için; yani 10 trilyon doların 1 milyon katı olduğu ve bu rakamın 78 trilyon dolarlık küresel ekonomik hacminden katbekat fazla olduğunu belirtmek gerekir.


Henüz uzay madenciliği teori aşamasında. Teknolojik açıdan alınması gereken çok yol var ancak metallerin çıkarılabilmesi durumunda dahi asıl problem Dünya'ya lojistiğinin nasıl gerçekleşeceği. Zira belirtilen ölçekte bir metal yığınını uzaydan Dünya topraklarına taşıyacak ve güvenli bir şekilde inmesini sağlayacak altyapı henüz bulunmuyor. 


Diğer sorun ise bu kadar metalin gelmesi durumunda oluşacak ani arz yükselişi. Mevcut piyasadaki fiyatların böyle bir arzdan etkileneceği kesin ve neden olacağı düşüş küresel bir krize de pekâlâ yol açabilir. Devletlerarası hukuk ise işin bir başka boyutu. Asıl amaç uzay madenciliğinin ekonomik boyutuna dayalı görünse de, NASA, bu polemiklere girmeksizin motivasyonunu ekonomik değil 16 Psyche asteroitindeki metalik oluşum olduğu vurgulanıyor. 


Sonuç Yerine;


Günümüzde uzay madenciliği, oldukça yeni, pahalı ve riskli bir madencilik türüdür. Ancak getirisinin fazlalığı göz önüne alındığında önümüzdeki dönemlerde popülaritesini koruyacağı da göz ardı edilemez. Son yıllarda elektronik ve iletişim sektöründe yaşanan gelişmeler birçok ülkeyi uzaya uydu göndermeye yönlendirmiştir. Günümüzde uzay araştırmalarından elini eteğini çeken ABD ve AB ülkelerinin dünya yörüngesine ya da uzaya gönderecek roket ve kapsülü bulunmamaktadır. 


Rusya’nın Soyuz kapsülleri de günümüzde Uzay İstasyonlarına astronot ve hafif yükleri 440-600 km irtifaya yani alçak yörüngeye taşıyabilmektedir. Üstelik dünyada var olan tüm uzay teknolojileri asteroitler gibi yerçekimsiz ortamda çalışmaya ve madencilik yapmaya uygun gözükmemektedir. Bu durumda asteroitlerin uzayda değil de dünya yörüngesinde işletilmesi ya da asteroitin dünyaya indirilerek yerçekimli bir ortamda değerlendirilmesi de oldukça riskli görülmektedir. Bir göktaşının dünyaya ya da atmosfere yönlendirilmesi altından kalkılamayacak riskleri de beraberinde getirmektedir.    


İngiltere’nin saygın araştırma kurumlarından Science& Techonology’de James Bernecker imzası ile yayınlanan araştırmada; asteroit madenciliği yapılabilecek yaklaşık 9.000 civarında asteroit mevcut. Ancak maliyetlerin fazlalığı hesap edildiğinde bu asteroitlerin sadece 1.500’ünün ekonomik olabileceği düşünülüyor. Bu asteroitlerde yapılacak madencilik ve uygulanacak madencilik yöntemlerinin asteroitleri yörüngeden çıkartması, birbirleri ile çarpıştırması ve yıllar sonra da olsa dünyaya çarpması olası görülüyor. Tüm bu maliyetleri ve riskleri göz önüne alan bilim adamları asteroit madenciliği için özel uzay gemileri, astronotlar, robotlar ve madencilik teknolojileri geliştirmeye çalışıyorlar.


Ancak günümüz verileri ve çalışmalarına göre asteroitlerden daha ziyade Ay ve mars gibi gezegenlerde madencilik yapmak daha güvenli ve öngörülebilir maliyetli gözükmektedir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, Dünya’da 5 km derinden maden çıkarmak 400 milyon km uzaktaki bir asteroitten maden çıkarmaktan çok daha ucuza gelebilir. Mars ince kabuğu ve düşük kütle çekimi ile madencilikte daha az maliyetli olabilecektir. Sonuç olarak; Asteroit madenciliği bugün bir hayaldir. Önümüzdeki yıllarda gelişen teknolojiler ve özellikle füzyon motorlarında yapılan teknolojik ilerlemelerle belki mümkün olabilecektir.


Nadir AVŞAROĞLU


Maden Mühendisi


Temmuz - 2017


Kaynaklar :




Bu yazi toplam 477 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR