Enerji Haberleri | Enerji Piyasası | Enerji Sektörü | Enerji Gündemi | Enerji Çalışanları | Elektrik Piyasası - Irak'ta Enerji Oyunları
Rusya'nın Doğalgaz Başkenti
Türkiye Geneli Elektrik Kesintileri
Elektrik Faturanızın Doğruluğunu Kontrol Edin

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Irak'ta Enerji Oyunları

Irak'ta Enerji Oyunları
Irak'ta Enerji Oyunları
13.06.2013 / 12:10

Başbakan Erdoğan, ABD ziyaretinde 'Kuzey Irak'ta Exxon Mobil'le birlikte arama yapacağız' diyerek, Kürt bölgesindeki enerji kaynaklarının işletilmesi konusunda ortaya çıkan ihtilafın çözümü yönünde mesafe alındığı mesajını vermişti.


Irak'ın işgali döneminde ABD askeri birliklerinin başında bulunan Genaral Jay M. Garner'ın ABD şirketleri için lobi yaptığını, Türkiye'nin hamlesinin Ankara'yı uluslararası enerji piyasalarında söz sahibi yapacak bir girişim olarak değerlendirdiğini de hatırlatmakta fayda var.


Garner'ın aksine ABD'deki bazı Neo-Conlar ise Türkiye'nin dünya pazarlarında söz sahibi olmasını engellemek amacıyla hazırladıkları raporlarda, enerji hatlarının güvenliği ve Türkiye'nin bölgesel güç olacağı uyarılarını sıralıyor. Neo-Conların karşı çıkmasına rağmen Kuzey Irak petrolünü doğrudan Ceyhan'a oradan da dünya pazarına sunacak yeni petrol boru hattının yaz sonu bitirilmesi planlanıyor. Ancak, Neo-Conların bildikleri halde bilmemezlikten geldikleri PKK'nın geri çekilmesi ile birlikte, güvenlik sorununun da aşılmaya başlandığı.


KAZAN-KAZAN


Erbil-Bağdat arasında en önemli ihtilaf hiç kuşkusuz enerji gelirlerinin paylaşımında ortaya çıkıyor. Türkiye'de Kürt bölgesindeki petrol ve doğalgaz kaynaklarına ilgisi başlangıçta Bağdat ve ABD'nin tepkisini çekmişti. Ancak, Ankara-Bağdat-Erbil üçgeninde geliştirilen, gelirin yüzde 17'sinin Kuzey Irak'a, yüzde 83'ünün ise Merkezi Hükümete bırakacak model tüm taraflara 'kazandırmaya' aday. Türkiye'nin önerisi bir yandan Irak Anayasası'na uygun adil dağılımı sağlarken, diğer taraftan da, ülkedeki gelir dağılımının neden olacağı iç çatışma ortamını ortadan kaldıracak bir adım. Türkiye'nin 'kazan kazan' önerisi, Erbil ile Bağdat yönetimini şimdilik bir masa etrafında oturttu. Türkiye'nin girişimleriyle Irak'ın kuzeyindeki petrol alanları uluslararası pazar halini alması bölge için başlı başına bir kazanç. Çukurova Grubu'nun da hissesi bulunduğu Genel Enerji, Doğan Grubu, Pet Holding ve Çalık Grubu'nun Kuzey Irak'ta petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetleri konusunda girişimleri olduğu biliniyor. TPAO da güneyde 2 petrol, 2 de doğalgaz sahasında faaliyet gösteriyor.


EXXON MOBİL- TÜRKİYE ORTAKLIĞI


Dünyanın en önemli Amerikan petrol şirketlerinin olan Exxon Mobil uzunca bir dönem tüm Irak topraklarındaki petrol rezervleriyle ilgilenmesine karşın, son aylarda ibreyi Kürt bölgesine çevirdi. Özellikle Kürt bölgesinde petrol aramak üzere yaptığı anlaşmalar, Bağdat'ta rahatsızlık yaratırken, Exxon Mobil tüm baskılara rağmen bölgeden çekilmeyeceğini açıkladı. Bağdat'ın tutumunun kendilerini zor duruma soktuğunu vurgulayan Exxon Mobil yetkilileri, Türkiye'nin son yıllarda bölgedeki pozisyonun kararlarını etkilediğini ifade ediyor. Exxon Mobil ile Türkiye arasında yürütülen ortaklık görüşmelerinde olumlu sonuçlar elde edilmesi üzerine Başbakan Erdoğan, 'Kuzey Irak'ta Exxon Mobil'le birlikte ortak arama yapacağız' diyerek tavrını ortaya koydu. Ayrıntıları netleşmeye başlayan görüşmelere göre her iki taraf en az 6 sahada petrol ve doğal gaz arama ve üretimi konusunda işbirliği yapacak. Bir süre önce Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'ndan (TPAO) ayrılarak BOTAŞ'a bağlanan TPIC ile Exxon Mobil'in denetiminde bulunan 6 sahada ortak arama ve üretim yapmayı kabul etmesi önemli. Exxon'ın söz konusu sahalarda TPIC'le ortaklık yapacağı ileri sürülüyor.


RUSYA'YA BAĞIMLILIK SONA ERER


Anlaşmanın istenilen biçimde sonuçlanması halinde ise TPIC, Exxon'un Bölgesel Kürt Yönetimi ile imzaladığı üretim paylaşım anlaşmasının tarafı olacak. Kürt yetkililer, bölgesel yönetiminin petrol şirketleriyle 'üretim paylaşım anlaşması', merkezi hükümetin ise 'servis' ya da 'taşeron' anlaşması imzaladığına işaret ederek, üretim paylaşım anlaşmalarının son derece kârlı olduğunu ve şirketlerin de ürettiği petrol ve gazdan pay almayı tercih ettiklerini belirtiyor. Kürt bölgesinde petrol üreten bir şirketin sahaya göre değişmekle birlikte yüzde on ile yüzde 20 arasında kar payı kadar gelir elde ettiğini hatırlatmakta fayda var.


Uluslararası enerji uzmanları da, yeni enerji anlaşmalarıyla Türkiye'nin Rusya'ya ödediği ayda 2 milyar dolarlık enerji faturasının düşeceğini ileri sürerken, çözüm sürecinin ilerlemesi halinde, ABD yönetimini baskı altında tutmaya çabalayan bazı Neo-conlar ve Bağdat'ın itirazlarına kulak tıkayarak, Ankara'nın çok daha kapsamlı projelerde imza atabileceğini ifade ediliyor. Son baharda bitmesi planlanan Kerkük-Ceyhan'a eklemlenecek boru hattı da önemli bir adım olacak. KRG Enerji Bakanı Aşti Hawrami petrol boru hattının daha önceleri doğalgaz için planlandığını ancak artan petrol rezervleri ve yapılan analizlerin ardından söz konusu boru hattının petrol taşımacılığına yönelik inşa edilmesine karar verildiğini belirtiyor. Kürt yönetimi petrol boru hattının yanı sıra aynı zamanda enerji hattına paralel doğalgaz hatlarını da inşa etmek için girişimlerini sürdürüyor.


RUSYA RAHATSIZ


Geçtiğimiz ay, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'yi Moskova'da ağırlayan Rus yönetimi, Gazprom'un bölgedeki enerji rezervleriyle ilgilendiğini ifade etmişti. Şirket yeni sahalar için arayışlarına hız verdi. Yeni alanların başında ise büyük enerji şirketlerinin yatırımlarda bulunduğu Kürt bölgesi geliyor. Ancak Gazprom da aynı Exxon gibi Türkiye'nin bölgedeki etkisini kabul etmek ve böylelikle Türkiye'den geçişler için Türk ortak arayışını başlattı. Gazprom'un sahadan hazırlattığı fizibilite raporlarında da Türkiye ile ortaklık yapmasının yararlı olacağı sonuçları ortaya çıktı. Bunun üzerine Gazprom'un doğrudan Türkiye'den iki şirketle görüşmelere başladı.


Bu görüşmeler Ankara'da çok önemseniyor. Çünkü, Bakü-Ceyhan hattına şerh koyan Rusya, şimdi Türkiye'den geçmesi planlan gaz boru hattı için lobi faaliyetleri başlatmış durumda. Öte yandan Gazprom'un petrol çıkarma ve dağıtım alanında faaliyet gösteren bağlı kuruluşu Gazprom Neft, Kürt Yönetimi ile geçtiğimiz yılın Ağustos ayında iki petrol anlaşması imzaladı. Gazprom'un anlaşmalarını destekleyen ve boru hattının bir an önce devreye girmesi gerektiğini düşünen Rus yönetimi ise, Maliki'nin anlaşmaların iptali halinde yüklü miktarlarda silah alacağını bildirmesine rağmen geri adım atmadı. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un İstanbul ziyaretinde de gündeme gelen ortaklık durumu, Erdoğan'ın önümüzdeki günlerde Rusya'ya yapacağı ziyarette tartışılması bekleniyor. Rusların aksine Fransızlar ise sürecin dışında kalmaktan rahatsız oldukları görülüyor.


FRANSA DA SAHADA


TPAO'dan önce Exxon Mobil ile ortaklık görüşmelerinde bulunan Fransız enerji devi Total, yasal hükümlülüklerini ve sorumluluklarını zamanında yerine getirmediği için sürecin dışına itildi. Kürtleri ve Exxon yetkililerini bir süre bekleten Fransız şirketinin 'bekle gör' siyaseti izlemesi sonucu bölgedeki enerji rekabetinin dışında kalma riski ortaya çıktı. Bunun üzerine Total şirketi, Kürt yetkililerle geçmişten buyana iyi diyalogları bulunan Fransa eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner üzerinden yeni bir girişim başlatmışsa da, Exxon ve TPAO arasındaki süreci sekteye uğratamamışlardır. Bununla birlikte Fransızların farklı arayışlar ve ilişkilerle etkisini sürdürmeye çalıştığı dikkat çekiyor. Fransa'nın Erbil Başkonsolosu Dr. Frédéric Tissot, geride bıraktığımız 6 ay boyunca, İran ve Suriye'deki Kürt partilerinin yetkilileri ile Erbil'de bir araya gelerek, Kürt siyaseti üzerindeki ağırlığını artırmaya çalışıyor. Özellikle İran KDP'si ve Komela hareketi yetkilileri ile 7 kez toplantı gerçekleştiren Fransız diplomatlar, PKK'nın yakın bir zamanda İran'a yöneleceğini düşünerek, PKK ve uzantısı konumundaki partileri dışlayarak diğer gruplarla görüşmeler gerçekleştirdiler.


Suriye muhalefeti ile de benzer bir ilişki ağı oluşturan Fransa'nın Kürt kartı bununla sınırlı değil. Zira, PKK'nın geri çekilmeye başladığı 8 mayıs tarihinden bir hafta önce Çukurca ve Şemdinli ilçelerine 11 kişiden oluşan bir heyet yollayan Fransız yetkiler, bölgede incelemelerde bulunurken, bazı kanaat önderleri ile de bir araya geldiği belirtiliyor. Özellikle Çukurca ve Şemdinli ilçelerinin seçilmesi dikkat çekici. Fransız heyet, konuk olduğu köylerde Kürt toplumunun sürece bakışını analiz etmeye çalıştı. Ancak, içinde bulunduğumuz bu baş döndürücü süreçte dikkatlerden kaçan ve tartışılmayan en önemli konulardan biri de, MİT'in, İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüşmeler konusunda belli bir mesafe alındığı dönemde, Fransa'da 3 PKK'lı kadının öldürülmesi oldu. Fransa failleri konusunda hala sessizliğini korurken, medya üzerinden hedef saptırmaya yönelmesi Kürtlerin de tepkisine yol açtı.


SÜRECİN ETKİLERİ


Kısaca çözüm sürecinin hız kazanması ile birlikte bölgenin çekim merkezi haline dönüşen Türkiye, eş zamanlı olarak enerji alanında da önemli adımlar atıyor. Irak Kürt bölgesinden Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'na yapılacak bağlantı ile gelişecek yeni enerji trafiği 'çözüm sürecinin doğal uzantısı' olarak görülüyor. Kürt petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya açılması hem Türkiye'yi dünya enerji piyasalarında söz sahibi haline getirecek hem de kendi ihtiyaçlarını güvenilir rezervlerden karşılama imkanı sunacak.


 


 


Çetiner Çetin/Yenişafak 

Bu haber toplam 2376 defa okundu


YAZARLAR