Enerji Haberleri | Enerji Piyasası | Enerji Sektörü | Enerji Gündemi | Enerji Çalışanları | Elektrik Piyasası - Türkiye Kayıp Kaçakta OECD Ülkelerini Yakaladı
Rusya'nın Doğalgaz Başkenti
Türkiye Geneli Elektrik Kesintileri
Elektrik Faturanızın Doğruluğunu Kontrol Edin

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Türkiye Kayıp Kaçakta OECD Ülkelerini Yakaladı

Türkiye Kayıp Kaçakta OECD Ülkelerini Yakaladı
Nihat Özdemir: Türkiye, OECD ülkeleri ortalaması olan %8 kayıp kaçak oranını yakaladı.
20.03.2017 / 23:09

Enerjimagazin-ELDER’in 8.Olağan Genel Kurulu’nda konuşan ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, özelleştirmelerin çok başarılı olduğunu belirterek “Özelleştirme öncesi ülke genelinde ortalama %25’lerde olan kayıp-kaçak oranları bugün %15’lerin altına inmiştir. Özellikle yüksek kaçak oranlarının olduğu bölgelerde hızlı iyileşmeler görülmektedir. Kayıp-kaçak oranının yüksek olduğu bölgeler çıkarıldığında Türkiye halen OECD ülkeleri ortalaması olan %8 kayıp kaçak oranını yakalamıştır” dedi.


Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER)’in 8. Olağan Genel Kurulu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak,  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş (TEDAŞ) Genel Müdürü Halil İbrahim Leventoğlu, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve Enerji Sektörünün temsilcilerinin katılımıyla Swiss Otel’de gerçekleştiriliyor. Genel Kurulun açılışında konuşan ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, gündeme ve enerji sektörüne dair önemli açıklamalarda bulundu. ÖZDEMİR’in Genel Kurul’daki kanuşması şu şekilde:


“Sayın Bakanım, Sayın Müsteşarım, Sayın EPDK Başkanım, Kamunun ve Özel Sektörün Çok Değerli Temsilcileri, Değerli Üyelerimiz ve Basın Mensubu Arkadaşlarımız 8. Olağan Genel Kurulu’muza katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyorum.


2014 yılında gerçekleştirdiğimiz 7. Olağan Genel Kurulumuzdan bu yana dünyada ve ülkemizde önemli siyasal ve ekonomik olaylar yaşadık. Ülkemizde tarihte örneği görülmemiş bir ihanete tanık olduk. Bizlerin ve gelecek nesillerin 15 Temmuz’u asla unutmaması gerekiyor. Allah’ın lütfu, Cumhurbaşkanımızın dirayeti ve Milletimizin cesareti ile bu tuzağı, bu badireyi atlattık. Ancak mücadele henüz bitmedi. Bin yıldır olduğu gibi bu topraklarda yaşayanlar olarak el-ele kalp-kalbe verirsek aşamayacağımız sorun baş edemeyeceğimiz güçlük yoktur. Yeter ki biz bir olalım, birlik olalım.


İki gün önce Rotterdam’da Hollanda tarihine kara bir leke, bir utanç günü olarak geçecek olaylar yaşandı. Yapılanların açıklanabilir kabul edilebilir yanı yoktur. Uluslararası hukuk açık bir şekilde ihlal edilmiş, bin yıllık diplomasi kuralları yok sayılmış ve insan hakları dünyanın gözü önünde ayaklar altına alınmıştır. Hiç kuşkumuz yok ki Türkiye bu yapılanlara gereken cevabı verecektir. Ne yazık ki; islamofobiden beslenen ırkçılık Avrupa’nın bir çok ülkesinde hızla güçlenmektedir. 1940’ların hatırası daha dün kadar tazedir. Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü herkesin sahip çıkması gereken, bu dünyayı yaşanası yapan temel değerlerdir.


Dünya enerji kullanımı son 40 yılda 2 mislinden fazla arttı. Bu artışta elektrik ilk sırada yer alıyor. Keza, 20 yılı aşkın bir süredir gelişmiş ülkeler başta olmak üzere elektrik üretim, dağıtım ve tedarik faaliyetlerinde kamunun rolü azalıyor; özel sektörün payı artıyor. Bu dönüşümün sağlıklı yürümesinin temel gereği ise rekabetçi ve şeffaf bir piyasa yapısının kurulmasıdır. Rekabetçi ve şeffaf bir piyasa ile öngörülebilir bir düzenleme ortamı gerek kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesi, gerekse özel sektör yatırımlarının sürmesi ile arz güvenliği gibi stratejik konularda sorun yaşanmaması için elzemdir. Türkiye, tüm bu dönüşümleri eşzamanlı olarak yaşıyor. Son 5 yılda elektrik sektörünün yaşadığı en büyük yapısal dönüşüm yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki paylarının tahmin edilenin de üzerinde bir hızla artmasıdır. Bugünlerde tamamlanması beklenen YEKA ihalelerini de ülkemizin güneş potansiyelinden yararlanmada hayati önemde bir adım olarak görüyorum. Bu ihalelerin kurgusu sadece enerjide dışa bağımlılığı azaltıcı olmakla kalmayacak önümüzdeki 50-100 yılda geçerli olacak bir teknolojinin yerli imkanlar ile üretilmesi ve geliştirilmesine de öncülük edecektir. Sn. Bakanımız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.


Yenilenebilir kaynakların artan payı piyasanın işleyişini ve tüketiciler başta olmak üzere paydaşların rollerini de derinden etkiliyor. Talep tarafı katılımı, esneklik, kapasite piyasaları gibi kavramlar öne çıkıyor. Dağıtım şirketlerinin rolü bu yeni piyasada daha önemli hale geliyor. Dünün elektrik sektörü kamu odaklı ve kamu kaynaklıydı. Bugünün elektrik sektörü ise tüketici odaklı ve özel sektör kaynaklıdır.


Ülkemizde elektrik denilince kamuoyunda iki konu öne çıkıyor. Özelleştirmeler ve kayıp kaçak. Her ikisi de biz dağıtım şirketlerini doğrudan ilgilendiren konular.


Özelleştirmeler başarılı mı? Evet. Hem de çok başarılı. Türkiye olarak neden yaptık biz özelleştirmeyi?  2004 tarihli Özelleştirme Strateji Belgesi olarak adlandırılan Yüksek Planlama Kurulu kararı özelleştirmeden beklenen faydaları ortaya koyar. Buna göre;


Kamu yatırım yükümlülüğünden kurtulacak; yatırımları özel sektör yapacak ve yatırımlar artacak.


Arz güvenliği ve hizmet kalitesi sağlanacak.


Teknik kayıplar ile kaçaklar azaltılacak.


Tüketiciler daha ucuz elektrik kullanacak.


Yatırımlar artı mı? Evet. Dağıtım şebekesi için bakacak olursak. Kamu döneminde 1995 yılından 2005 yılına kadar yıllık yatırım tutarı ortalama 1,5 milyar TL olarak gerçekleşmiş. Enflasyon etkisinden arındırarak 2017 Şubat rakamları ile ifade ediyorum. Özelleşen dağıtım şirketlerinin 2015 yılındaki yatırım gerçekleşmesi yaklaşık 4,5 milyar TL. 2011-2015 ortalamaları ise yıllık yaklaşık 3 milyar TL. Üretim yatırımlarında ise rakamlar çok daha etkileyici. Biliyorsunuz son 5 yılda kurulu gücümüz iki katından fazla arttı. 50 milyar doları aşan bu yatırımın tamamı özel sektör tarafından gerçekleştirildi.


Arz güvenliği sağlandı mı? Kesinlikle. Bugün Türkiye’nin kurulu gücü 80 bin MW’a ulaştı. Devam eden yatırımlar ve piyasanın geldiği olgunluk seviyesi düşünüldüğünde Türkiye’nin arz güvenliği ile ilgili bir endişesi olmayacağı gözüküyor.


Hizmet kalitesi artı mı? Evet. Artan yatırımlar ve üretim kapasitesi hizmet için en önemli unsur olan tedarik sürekliliğinin temel gerekleri. Ayrıca rekabetçi bir piyasa da hizmet kalitesini artırmak piyasa oyuncuları için bir tercih değil, bir zorunluluk. Ancak hala daha gidilecek mesafeler olduğunun da farkındayız. Türkiye 20 yılı aşkın süredir dağıtım özelleştirmelerini konuşuyordu. Bu 20 yıl boyunca şebekeye yeterli yatırım yapılamaması, şebekenin ortalama yaşını 30 yılların üzerine çıkarmıştır. İşte bu özellikle dağıtım seviyesinde hizmet kalitesini istenilen hızda artırma yönündeki en büyük zorluğumuz. Bu konuya konuşmamın sonunda yeniden değineceğim.


Kayıp kaçak rakamları düştü mü? Evet. Özelleştirme öncesi ülke genelinde ortalama %25’lerde olan kayıp-kaçak oranları bugün %15’lerin altına inmiştir. Özellikle yüksek kaçak oranlarının olduğu bölgelerde hızlı iyileşmeler görülmektedir. Kayıp-kaçak oranının yüksek olduğu bölgeler çıkarıldığında Türkiye halen OECD ülkeleri ortalaması olan %8 kayıp kaçak oranını yakalamıştır. Önümüzdeki dönem dağıtım şirketlerinin kaçak enerji ile en yoğun mücadele ettikleri ve beklenen sonuçlara ulaştıkları bir dönem olacaktır. 2020 yılında Türkiye genelinde istenilen hedefler yakalanacaktır.


Tüm bu gelişmelerin sonucunda tüketici daha ucuz elektrik kullanıyor mu? Evet. Nasıl ölçtük; 1995 yılındaki elektrik fiyatlarını aldık. Mesken için, ticarethane için ve sanayi için. Bu bedelleri enflasyon ile güncelleyerek 2017 şubat ayına taşıdık. Baktık ki ortalama da elektrik fiyatları %22 daha ucuz. Bu oran sanayi de %33 kadar çıkarken meskenlerde %12. Aynı yöntemi 2000, 2005 ve 2010 yılları içinde yaptık. Baktık hepsine göre elektrik fiyatları reel bazda azalmış. Özelleştirmeler sonrası tüketici kamu dönemine göre daha ucuz elektrik kullanıyor.


Bugün ulaştığımız nokta düne göre çok daha iyidir. Ancak hedeflenen noktaya ulaşmak için daha çok çalışmamız gerektiğinin de farkındayız. Tüm vatandaşlarımıza elektrik hizmetini yeterli, kaliteli, sürekli ve makul bedeller ile sunmak asli görevimizdir. Sn. Bakanımızın da talimatları çerçevesinde tedarik sürekliği ve hizmet kalitesi neticesinde elde edilecek müşteri memnuniyeti birincil önceliğimizdir. İnanıyoruz ki bu konudaki çabalarımız ve attığımız adımlar kısa zamanda sonuç verecektir.


Konuşmamın başında bahsettiğimiz elektrik piyasası dönüşümü en yakından EPDK tarafından takip edilmektedir. Mali yapısı güçlü dağıtım şirketlerinin tüketici odaklı bir piyasanın oluşmasında ve sürdürülebilirliğindeki rolünü en iyi ölçebilecek de EPDK’dır. Arz güvenliği, hizmet kalitesi ve sürdürülebilirlik esasları üzerinde piyasa paydaşları arasında dengeyi kuran ve koruyan bir düzenleyici kurum tüm piyasanın en büyük güvencesidir.


Hangi sektör olursa olsun şirket olarak müşteri memnuniyetini sağlayabildiğiniz sürece beklentileriniz karşılanır. Biz dağıtım şirketleri açısından 2020’ye kadar olan zaman dilimi hizmet kalitesini dünya standartlarının üzerine çıkarmak suretiyle müşteri memnuniyetini artıracağımız bir dönemdir. Teknoloji bu yoldaki en büyük destekçimiz olacaktır. Gerek tedarik sürekliliğini gerek hizmet kalitesini gerekse müşteri memnuniyetini gerçek zamanlı ölçmek ancak ileri teknoloji yatırımları ile mümkün olacaktır. Teknoloji kaçak enerji ile mücadele de önemli bir silahımızdır. Türkiye Akıllı Şebeke Yol Haritası çalışması ile 2018 itibariyle teknoloji yatırımlarında yeni bir dönem başlayacağını düşünüyoruz.


2023 bizler için çok önemli bir tarihtir. Cumhuriyetimizin 100. yılında elektrik enerjimizin tamamına yakınını yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretmek, vatandaşlarımıza yeterli, kesintisiz, kaliteli ve makul bedelli elektrik tedarik etmek bu salonda bulunan herkes için bir temenni değil, yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Biz dağıtım şirketleri olarak bu görevin en büyük destekçileri ve en inançlı neferleriyiz. Sn. Bakanımızın yerli ve yenilenebilir kaynakların üretimdeki payının artırılması yönündeki tüm politika ve uygulamalarını bu çerçevede önemli görüyor ve destekliyoruz.


Sözlerime son verirken Yönetim Kurulumuz adına bu 3 yıllık dönemde bize gösterdikleri destek ve anlayış için Sn. Bakanımıza, Sn. Müsteşarımıza, Bakanlığımızın çok değerli bürokratlarına, EPDK Başkanımız ve Kurul üyelerimize, EPDK bürokratlarımıza, sektörümüzün tüm değerli temsilcilerine bir kez daha teşekkür ediyor, ELDER’in 8.Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum”

Bu haber toplam 1424 defa okundu


YAZARLAR